Kemaliye Semerkand Sevenleri

29/5/2008 - Evliyadan Yardım (Himmet) istemek

Evliyadan Yardım (Himmet) İstemek


SORU:
                  Ramûzül Ehadis'te, "Herhangi bir sıkıntı anında Allah'ın kullarından yardım isteyin!" diye hadis olduğu söyleniyor. Sahih midir? Mümkünse mâlumat verebilir misiniz?


Bu hususta hadis-i şerif vardır. Peygamber Efendimiz SAS buyuruyor ki:

Bir çölde gidiyorsunuz. Hayvanınız elinizden kaçtı. Size yardım edecek bir kimse yok... Uçsuz bucaksız bir yer... Koşup yetişmeniz mümkün değil... Yiyeceğiniz, içeceğiniz hayvanınızda... Çaresizsiniz. Ne yapacaksınız şimdi?..
"Ey Allah'ın erenleri, evliyası; bana yardım edin!
Bana medet eyleyin, inâyet eyleyin!" diye söyleyin!
Çünkü, Allah'ın bazı vazifeli kulları vardır, yardıma gelirler." diyor Peygamber Efendimiz...
Râmûzül Ehâdis'te var bu hadis-i şerif...
Ben de hayatımda denemiş ve öyle olduğunu fiilen görmüş bulunuyorum.

Güncel Meseleler / Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan Hocaefendi

Bağlantı

20/3/2008 - Allah C.C. Dostlarını, Evliyasını Buldursun Bizlere İnşallah

Kategori: Guncel

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/12/2007 - Teberrük Misalleri

Teberrük Delilleri


 

Ebû Râfi' in hanımı Selma (Radıyallahu Anha) şöyle buyurmuştur:

Bir kere Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evin üstünde otururken: 

"Ey Selma! Bana yıkanma suyu getir." buyurdu.

Bunun üzerine ben gidip ona içinde Sidr (temizlemede kullanılan Arabistan kirazı denilen bir ağacın) suyu bulunan bir kap getirdim ve Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) İÇİn onu süzdürdüm. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) içi lif (Hurma ağacının kabuğu) dolu olan bir minder üzerine diz üstü çöktü, ben onun başına su döktüm o da başını yıkadı.

Şüphesiz ki ben, başından kaba damlayan her bir damlaya bakıyordum sanki onlar parlayan incilerdi. Sonra ona bir su getirdim başını yıkadı (duru-ladı). Yıkamayı bitirince: "Ey Selma! Kaptaki suyu kimsenin basmayacağı bir yere dök" buyurdu. Bunun üzerine ben kabı alıp içindekinin bir kısmını
İçtim diğerini döktüm.

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

"Kaptaki suyu ne yaptın?" diye sorunca, ben "Ya Resulallah! Toprağı kıskandım da bir kısmını ben içtim, sonra kalanını yere döktüm." dedim. O zaman Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

"Git! Muhakkak ki bu sebeple Allah seni ateşe haram kılmıştır." buyurdu.

(Taberanî, Mu'cem-i Evsad, No:9217,10/103)

Hadisi Şerifin raviyesi Selma (Radıyallahu Anha) , Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in halası Abdülmuttalib kızı Safiyye (Radıyallahu Anha) nın azatlısıdır, aynı zamanda kendisine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in azatlısı ve hizmetçisi de denirdi. O Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) İn oğlu İbrahim (Aleyhisselâm) ın ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) İn klZl Fatima (Radıyallahu Anha) validemizin oğullarının ebesiydi. Selma (Radıyallahu Anha) Hazreti Ali (Radıyallahu Anh) ile beraber Hazret-i Fatima (Radıyallahu Anha) anamızın yıkanmasında da bulunmuştur.
Bu validemiz hazreti Hamza (Radıyallahu Anh) m avdan dönerken önüne çıkıp Ebu Cehil'in Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e yaptıklarını haber vererek, Ebu Cehil'in kafasının yarılmasına ve Hazreti Hamza (Radıyallahu Anh) in müslüman olmasına sebep olmuştur.
(İbni Abdilberr, El Kurtubî, El İstîâbp ma'rifeti'l-Ashab, No:3417,4/418, İbni Hacer, El İsâbe, No:571,8/112)

İmam-ı Nevevî (Rahimehullah) ın beyanına göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in kanının ve idrarının temizliğine bu hadis-i şerifler delâlet etmektedir, zira Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kanını ve idrarını içenleri görmüş ve bunu inkâr etmemiştir ki bu onun takriri demektir.
(Nevevî, Şerhu 'l-Mühezzeb, 1/233)

 

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in Cübbesiyle teberrük:


Ebubekr-i Sıddık (Radıyallahu Anh) in kızı Esma (Radıyallahu Anha), Kisra'ya mensup (Acem hükümdarlarının giydiği) ipekten yaması bulunan, kenarları dîba (kalın kıymetli ipek) ile geçilmiş taylasanlar (iki parmak genişliğinde ipekten uzun şeritleri olan) cübbesini çıkararak (göstererek):

"İşte bu, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in cübbesidir, bu cübbe vefatına kadar Aişe (Radıyallahu Anha) nın yanında idi. O vefat edince ben aldım. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu giyerdi, biz de onu hastalar için yıkıyoruz (suyunu onlara içiriyoruz) onunla şifa talebediliyor." dedi.


(Müslim, Libas ve ziynet-2, No:2069,3/1641)

İmam-ı Nevevî (Rahimehullah) in beyanına göre, bu hadis-i şerif salihlerin eserleriyle teberrükte bulunmanın müstehab olduğuna delâlet etmektedir.

(Sahih-iMüslim, Şerhü'n-Nevevî, 14/44)

İpek giymek erkeklere haram ise de bu hadis-i şeriften elbisedeki alem (iki üç parmak genişliğindeki ipek şerit) in caiz olduğu anlaşılmaktadır.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/11/2007 - Vav!

Kategori: Guncel

 

Vav!

İyi bakıldığında, görmek için bakıldığında; Bazen bir insanın secdedeki hali, bazen bir ceninin anne karnında ki haline benzer..

 

Vav Harfi, Allah’ın Vahid ismini ve birliğini simgeler.
 
Ebced hesabında 6 rakamına dektir ki ; Bu yönüyle aynı zamanda imanın 6 şartını temsil ettiği söylenir.
 
Harfi med olduğu gibi, kasem harfidir. Aynı zamanda, iki cümleyi veya özneyi bağlayan bağlaçtır.

 

Not: Lale süsleme sanatında Allah’ı c.c. sembolize eder.

 

VAV!

İnsan vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır.

 

İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.

 

Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.

 

O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır.

 

Rabbi vav gibi mütevazı olsun ister kulları.

 

Musa dal olmuştur ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır.

 

İbrahim ateşte vavdır, Nemrut bizzat ateşe odun.

 

Yunus, vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.

 

İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.

 

Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?

 

Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengeside o kadar düzgündür.

 

Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar.

 

Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, Rabbi onu imanla doldurmuştur.

 

Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kainat.

 

Manayı bilmeyenler vav diyemez vay der. Buna anlamca vaveyla denir. Yani vav olamadıkları için feryad edenlerin halidir.

 

Elif bir ağaç ve insan onun dalıdır. Azrail budadıkça nefesleri daha gür çıkar sesleri. Herbiri Dal olur ve o ağaçtan beslenir. Vav olur o ağacın gölgesine sığınır.

Ve ALLAH insana seslenir, peygamber eliyle ulaşan mesajı hem dal hem vav ol der insana.

"Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emrederler; kötülüğe engel olurlar. Namaz kılarlar, zekat verirler. ALLAH’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunlara ALLAH rahmet edecektir. ALLAH şüphesiz güçlüdür, hakimdir."

 

Başkasının önünde eğilmek ne zordur. Birilerinin emri altına girmek ne ağırdır. Krallara boyun eğmemiş insan görmediği bir varlığa mı itaat edecektir?

 

İnsan kendinin bile farkında değildir iki lam birbirine sarılıp kainatı ayakta tutan sütunlar gibi durmuştur elifin ardında, kainatın gezegenleri yuvarlanıp son harf misali peşinden giderken, insan yolculukta geri kalmanın acısını ne zaman anlayacaktır. Zordadır sığınacak yeri yoktur. Evrene ve seslere kulak verenler duyar yeniden o kutlu çağrıyı; "Sabır ve namazla ALLAH’tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O’na döneceklerini umanlar ve ALLAH’a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir" Sonra çağırır insanı, belki cennet kokusunu duyurmak içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur. İşte o ayet: “Secde et, yaklaş!” Eğil ve ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayamayacağın nimetler vereyim demektir bu. Secde et, vav ol, vay dememek için la şey olan insan herşey demek olan Rabbinin önünde...

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/9/2007 - Orucumuz Hangi Cinsten

Kategori: Guncel

Orucumuz Hangi Cinsten

 

Hucviri’nin Keşfu’l–Mahcûb’da, Abdulkadir Geylani’nin Sirru’l–Esrar’da belirttiği gibi orucun hakikati imsaktır; kendine hakim olma, nefsi kontrol altında tutma, geçici ve bayağı arzulara galip gelmedir. Oruç tutmanın amacı da burada saklıdır. İmsakın şartları vardır: Bunları mideyi yemek ve içmekten koruduğun gibi, gözü harama ve gayr–i meşru cinsi arzuları uyandıran şehvete bakmaktan, kulağı gıybetten dedikodudan ve boş şeyleri dinlemekten, dili yararsız sözlerden., bedeni ise dünyaya bağlamak ve İslam’a muhalefet etmekten korumaktır. İşte o zaman bu, hakiki oruç olur.

 

Ebu Hamid Gazali İhya’da orucun üç derecesi olduğunu belirtir:

1. Avamın orucu: Yemek, içmek ve şehveti terk etmektir.

2. Havasın orucu: Göz, kulak, dil, el gibi organları günahlardan sakındırmaktır.

3. Hassu’l–havas’ın orucu: Kalbi Allah’tan başkasından (masivadan) arındırmaktır. En’am: 91’de buyurulduğu gibi: “Allah de! Sonra onları bırak, dedikleri dedikoduda oynayadursunlar”.


Ebu Hamid Gazali İhya’da seçkinlerin orucunun şu şartları taşıdığını belirtir:
Gözü kötülüklere bakmaktan alıkoymak. Kalbi Allah’ın zikrinden alıkoyan “şeylere” bakmamaktır. Dili yalandan, dedikodudan, iftiradan, boş konuşmadan vs. korumak, Allah’ın zikri ile dili meşgul etmek Kulağı, haram ve mekruh seslerden alıkoymak. Çünkü söylenmesi haram olan her nesnenin dinlenilmesi de haramdır. Diğer organları da haramlardan sakındırmak. İftarda tıka–basa yememek. Çünkü nefsi dizginlemek isterken bu yolla nefsi azgınlaştırıyoruz. İftardan sonra orucunun öz–eleştirisini yapmak. Korku ile ümit arasında olmak.

İbadetlerin bir kabuğu bir de içi vardır. Örneğin ceviz, asıl olan içtir. Ancak iç’in varlığı da dışa kabuğa bağlıdır. Nihayet yenilecek kısım iç kısımdır.

Şah Veliyyullah, Huccetu’llahi–Baliga’da orucun sırlarını şöyle sıralar:
Nefsi dizginler. Ruhu her türlü kirden temizler. Melekî yetenekleri güçlendirir. Gönül huzura kavuşur. Cennetin kapılarını açar. Cehennem kapılarını kapatır.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/9/2007 - Kimi dosta gider

Kategori: Multimedya

Yahya SOYYİĞİT - Veysel DALSALDI

Kimi dosta gider

 

 

Dikkat: Dinlemeden önce, sayfanın en altındaki playerden arka plan müziğini kapatmanız seslerin karışmasını önleyecektir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/9/2007 - Tasavvufun Şiirsel Açıklaması

Tasavvufunun Şiirsel Açıklaması

 

Olanlar Tekkesi Şeyhi İbrahim Efendi (k.s.) tasavvufun tanımını aşağıdaki dizelerde ifade etmiştir:

 

Bidayette tasavvuf sofi bican olmaya derler
Nihayette gönül tahtında sultan olmaya derler

 

Tarikatte ibarettir tasavvuf mahv-ı suretten
Hakikatte saray-ı sırda mihman olmaya derler

 

Bu abu kil libasından tasavvuf ari olmaktır
Tasavvuf cismi safi nur-ı Yezdan olmaya derler

 

Tasavvuf lem’ayı envar-ı mutlaktan uyarmaktır
Tasavvuf ateş-i aşk ile suzan olmaya derler

 

Tasavvuf şerait name-i hestiyi dürmektir
Tasavvuf ehli iman olmaya derler

 

Tasavvuf arif olmaktır hakimen adetullaha
Tasavvuf cümle ehli derde derman olmaya derler

 

Tasavvuf ten tılsımın ism miftahıyla açmaktır
Tasavvuf bu imaret külli viran olmaya derler

 

Tasavvuf sofi kali tebdil eylemektir bil
Tasavvuf her söz ki söyler ab-ı hayat olmaya derler

 

Tasavvuf ilm-i tabirat-ü tevilatı bilmektir
Tasavvuf can evinde sırrı sübhan olmaya derler

 

Tasavvuf hayret-i kübrada mestü valih olmaktır
Tasavvuf Hakkın esrarında hayran olmaya derler

 

Tasavvuf kalb evinden masivallahı gidermektir
Tasavvuf kalbi mümin arşı Rahman olmaya derler

 

Tasavvuf her nefeste şarka vü Garba erişmektir
Tasavvuf bu kamu halka nigehban omaya derler

 

Tasavvuf cümle zerratı cihanda Hakk’ı görmektir
Tasavvuf gün gibi kevne nümayan olmaya derler

 

Tasavvuf anlamaktır yetmiş iki milletin dilin
Tasavvuf alem-i akla Süleyman olmaya derler

 

Tasavvuf uryet-i vüska yükün can ile çekmektir
Tasavvuf mahzar-ı ayat-ı gufran olmaya derler

 

Tasavvuf ismi azamla tasarruftur bütün kevne
Tasavvuf camii ahkamı Kuran olmaya derler

 

Tasavvuf her nazarda zatı Hakka nazır olmaktır
Tasavvuf sofiye her müşkil asan olmaya derler

 

Tasavvuf ilmi Hakka sinesini mahzen etmektir
Tasavvuf sofi bir katreyken umman olmaya derler

 

Tasavvuf küllü yakmaktır vücudun nar-ı la ile
Tasavvuf nur-ı “illa” ile insan olmaya derler

 

Tasavvuf on sekiz bin aleme dopdolu olmaktır
Tasavvuf nuh felek emrine ferman olmaya derler

 

Tasavvuf “kul kefa billah” ile davet dürür halkı
Tasavvuf irci’i lafzıyla mestan olmaya derler

 

Tasavvuf günde bin kere ölüp yine dirilmektir
Tasavvuf cümle alem cismine can olmaya derler

 

Tasavvuf zat-ı insan zat-ı Hakk’da fani olmaktır
Tasavvuf “kurbu ev edna”da pinhan olmaya derler

 

Tasavvuf canı canane verip azade olmaktır
Tasavvuf can-ı canan can-ı canan olmaya derler

 

Tasavvuf bende olmaktır hakikat Hak ey İbrahim
Tasavvuf şer-i Ahmed dilde bürhan olmaya derler


 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/9/2007 - Sami Savni ÖZER İlham ile dün gece

Kategori: Multimedya

MUSİKİ ŞÖLENİ-1

Sami Savni ÖZER 'in güzel yorumuyla İlham ile dün gece (m.kürdi)

Dikkat: Bu güzel musiki şölenini dinlemeden önce, sayfanın en altındaki playerden arka plan müziğini kapatmanız seslerin karışmasını önleyecektir.

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/8/2007 - Mostar Dergisi Ağustos Sayısında Kemaliye

Kategori: Tanitim
Semerkand'ın Kardeş Dergisi Olan Aylık Medeniyet- Kültür- Aktualite Dergisi MOSTAR Ağustos Sayısında Ayın konusu "Zamanı Aşan Bazı Kasabalar " Bölümünde Kemaliye'ye (Eğin'e) yer verdi.

Zamanı Aşan Bazı Kasabalar

Sevgili okuyucularımız. Ağustos sayımızı, sıcak yaz günlerini de dikkate alarak hazırladık. Sürekli tatillerden, tatil beldelerinden, özellikle sahillerden bahsedilir yaz gelince. Biz, Anadolu’da büyük bir kültürün nöbetini tutan “bazı kasabalar”ı dosya konusu yapmayı uygun gördük. Dört kasabayı merkeze aldık dosya için: Safranbolu, Eğin (Kemaliye), Beypazarı ve Göynük. Elbette Anadolu’nun gösterişli kasabaları bunlarla sınırlı değil. Siz bu saydıklarımızı, bu tür kasabaların bir numunesi kabul edin. Dosya çerçevesinde, ünlü mimar Turgut Cansever’le, fazla teknik olmayan bir röportaj gerçekleştirdik. Yararlı olacağını düşünüyoruz.


Eğin Dedikleri Bir Ufak Şehir

Eğin’in küçük bir şehir olduğunu söylemem, kasabalarına düşkünlükleriyle tanınan Eğinlileri sevindirir. Gerçi benim hatır tarafı ağır basan sözüme ihtiyaçları da pek yoktur. Alman gezgin Moltke, Eğin’i Amasya şehri ile kıyaslayıp Eğin’in Amasya’ya göre daha azametli ve daha güzel olduğuna karar vermiş. Ona göre Eğin’in dağları Amasya dağlarından daha heybetli, nehri ise Amasya’nın nehrinden daha ehemmiyetlidir.  Devamı...
Yazar:  Bekir Şamil POTUR

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta
E- MAİLİM
aloyalcin@hotmail.com

Kategoriler


Arkadaşlarım

frekans
ibnarabi
rindiseyda
abdulbaki
sevgidamlalari
teslimiyet
visal
aslihanyildirim
minecck
uzlet
nurulenvar
serapozturk
bembeyazsayfam
ustaplan
fesa
zikrullah
hizmetnimettir
medinepazari23
affeyleallahim
sonsuzlukkervani
vird
sufiyane
fatoscb
ata1881
neyevurgun
zilannl
cennetkokusu
behluldana
asligonca
mustakim